Gelenek Nedir
Âşıklık geleneği, şiirin saz eşliğinde ve çoğu zaman anında söylendiği bir anlatım yoludur. Bu gelenekte saz çalmayı öğrenmekle söz söylemeyi öğrenmek ayrı işler sayılmaz; ikisi aynı çıraklık süreci içinde birlikte yürür.
Gelenek 2009 yılında UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne alınmıştır. Bu kayıt, geleneğin yazılı kaynaklardan çok yaşayan kişiler üzerinden taşındığının resmî bir kabulüdür.
Çıraklık Nasıl İşler
Çırak ustanın yanında yıllarca bulunur; dinler, izler ve sorulduğunda çalar. Ders saati, ödev ya da yazılı program yoktur. Öğrenilen şey yalnız ezgi değildir: sazın nasıl tutulduğu, dinleyiciyle nasıl konuşulduğu ve hangi sözün hangi ortamda söyleneceği de bu birliktelikte aktarılır.
Ustanın çırağa mahlas vermesi geleneğin dönüm noktasıdır. Mahlas, çırağın artık kendi adına söyleyebileceği anlamına gelir ve bu izin verilmeden çırak kendi adıyla ortaya çıkmaz.
Atışma
Atışma, iki âşığın karşılıklı ve doğaçlama söylemesidir. Belirlenen bir ayak, yani kafiye düzeni üzerinde her âşık sırayla dörtlük söyler; ayağı tutturamayan çekilir. Kars çevresinde yürütülen âşık kolları bu biçimin en gelişmiş örneklerini vermiştir.
Atışmanın müzikal yanı çoğu zaman gözden kaçar. Âşık söz ararken saz durmaz; ezgi kalıbı dönmeye devam eder ve sözün gelmesi için zaman kazandırır. Bu yüzden atışmada kullanılan ezgi kalıpları kısa, tekrar eden ve elin düşünmeden çalabileceği kalıplardır.
Bugün Nerede Duruyor
Gelenek bugün eskisi kadar geniş bir ortamda yaşamıyor; kahvehane gibi doğal icra alanları daralmış durumda. Buna karşılık konservatuvarlarda ve derneklerde sürdürülen derleme çalışmaları, dağarın ve tavrın kayıt altına alınmasını sağlıyor.
Ders içinde bu gelenek kaynak kayıtlar üzerinden tanıtılır. Amaç kursiyeri âşık yapmak değil, çaldığı ezginin nereden geldiğini bilmesini sağlamaktır.