Kulaktan Yazıya
Bağlama yüzyıllarca usta-çırak ilişkisi içinde, kulaktan öğrenildi. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında bu çalgının konservatuvar düzeyinde öğretilmesi gündeme geldiğinde, ortada yazılı ve sıralı bir yöntem yoktu.
Arif Sağ'ın çalışmalarının önemi buradadır: dağınık biçimde aktarılan bilgiyi, bir öğrencinin baştan sona izleyebileceği bir sıraya oturtma girişimi.
Yöntem Kitapları
Arif Sağ'ın Erol Parlak ve Erdal Erzincan ile birlikte hazırladığı bağlama yöntemi, bugün öğretimde en yaygın kullanılan kaynaklardan biridir. Kitap sağ el, sol el ve dağar çalışmasını ayrı ayrı ele alır.
Bu tür bir kaynağın varlığı, farklı eğitmenlerden ders alan öğrencilerin ortak bir zemin üzerinde buluşmasını sağlar. Öncesinde her eğitmenin kendi sıralaması geçerliydi.
Yöntemin Sınırı
Yazılı yöntem her şeyi çözmez. Tavır ve yöre üslubu hâlâ kayıttan ve birebir aktarımdan öğrenilir; kitap bu katmanı veremez.
Bu yüzden programda ikisi birlikte ele alınır: teknik sıralama yazılı kaynaktan, tavır kaynak kayıttan alınır. İkisinden biri eksik kaldığında sonuç ya teknik fakat tavırsız ya da tavırlı fakat dağınık olur.
Kursiyer İçin
Yazılı yöntemin sağladığı en somut şey ölçülebilirliktir. Kursiyer nerede olduğunu ve bir sonraki adımın ne olduğunu görebilir.
Buna karşılık kitabın sırası tek başına yeterli sayılmaz; dinleme çalışması ilk günden itibaren programa girer.